Şeyh Edebali Kimdir, Türbesi Nerededir?

Şeyh Edebali Kimdir ve Şeyh Edebali Türbesi Nerededir? Bilecik ilinde bulunan Şeyh Edebali Türbesi nin adresi nedir?

Eski Bilecik şehrinin kurulduğu geniş vadinin üzerinde yer alan bir tepede olan Şeyh Edebali Türbesi hakkında detaylı bir yazı hazırladık. Osmanlı Devleti‘nin manevi kurucusu olan Şeyh Edebali‘nin cenazesinin bulunduğu türbe hakkında yazılan bu yazımız geniş araştırmalar sonucu oluşmuştur. İlk önce Şeyh Edebali kimdir diyerek yazımıza başlayalım.

Şeyh Edebali Kimdir?

Şeyh Edebali

Osmanlı Devleti‘ nin kuruluşunun ilk zamanlarında yaşayan ilahiyatçı, din bilginidir. Cömert, eli açık, yiğit biridir. Arapça anlamını kullanırsak Ahi şeyhidir.
Şeyh Edebali Hazretleri, aynı zamanda Osman Gazi‘ nin kayınbabasıdır ve hocasıdır.

13.cü yüzyılın başlarında Karaman‘ da dünyaya gelen
Şeyh Edebali 1206 ila 1208 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri İmadüddin Mustafa b.İbrahim b.İnac el-Kırşehri‘dir. Babası İbrahim’ dir. Tahsiline Karaman‘ da başlayan
Şeyh Edebali, Hanefi hukukçusu Necmeddin ez-Zahidi‘ den fıkık dersi almıştır. Ardından Dımaşk´a (Şam) giderek Sadreddin Süleyman b.Ebül-iz ve Cemalettin el-Hasiri gibi değerli alimlerden din eğitimi almıştır.

Şam‘ da eğitimini tamamlayıp ülkesine dönen Şeyh Edebali, tasavvufa yönelmiş ve Eskişehir ilinin yakınlarında bulunan İtburnu Köyünde bir zaviye kurmuştur. Zaviye Nedir?: Zaviyeler kırsal kesimlerde, ıssız yollarda veya köy, kasabalarda kurulan, Tekke de denilen ilim irfan yuvasıdır. Amacı dinî ilimlerin, İslam ahlakının ve fen ilimlerinin öğretilmesidir. Zaviyeye katılan yaşları ne olursa olsun, genç, yaşlı, çoluk, çocuk farketmez bırada eğitim alarak güzel ahlakı, topluma faydalı ve herkes tarafından sevilen kişiler olarak topluma gönderilirdi. Tasavvufta bulunan, güzel ahlaklı insanların ibadet ettiği yer olarakta bilinmektedir.

Şeyh Edebali , alim, çevresi için çok faydalı, varlıklı, örnek gösterilen bir kişidir. Başta islam hukuku olmak üzere, tefsir ve hadis alanlarınde uzman olmuştur. Büyük ilmi sohbetlerde bulunmuş, zamanın ileri gelen büyükleri olan Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Hacı Bektaş-ı Veli gibi alimlerin sohbetlerinde sık sık bulunmuştur. İtburnu adındaki köyde kurmuş olduğu zaviyede çok kişiyi eğitmiş, aydınlatmış, yetiştirmiştir.

Şeyh Edebali‘ nin kurduğu zaviye hiç boş kalmamıştır. Şeyh Edebali fakir halka karşılıksız yardım etmiş, ihtiyacı olanların ihtiyaçlarını karşılıksız karşılamıştır.

İleri zamanlarda Bilecik ilinde bir dergah yaptırmıştır. Osman Gazi, Bilecik‘ te kurulan bu dergaha sık sık gelerek, Şeyh Edebali‘ nin konuğu olmuştur. Osman Gazi dini günlerde sık sık ziyaret ettiği dergahta, yine bir ziyaretinde kaldığı gece gördüğü rüyada, Şeyh Edebali´nin koynundan bir ay çıkarak kendi koynuna girdiğini görür. Ardından, göğsünde bir ağaç çıktığını gören Osman Gazi, ağacın dallarının, köklerinin tüm dünyayı sardığını görür. Ağacın gölgesi tüm dünyayı sarmış ve sayısız insanlar ağacın gölgesinde dinlenirken görür.

Osman Bey uyandığı zaman rüyasını Şeyh Edebali‘ ye anlatarak ondan ne anlama geldiğini sorar. Şeyh EdebaliOğul Osman, Hak Teala sana ve soyuna hükümranlık verdi mübarek olsun, kızım Malhun Hatun senin helalin olsun.” der. Edebali‘ nin bu sözlerinden sonra Osman Gazi, Şeyh Edebali‘ nin kızı Malhun Hatun (Rabia Bala Hatun) ile evlenir.

Şeyh Edebali Vefaîlik Teşkilatına mensuptur ve Ahilik Teşkilatının da Bilecik‘ te ki reisidir. Şeyh Edebali‘ nin ölümünden sonra Ahi Şeyhliğinin kime geçtiği günümüzde bilinmemektedir. Daha sonraları da I.Murat’ a geçmiştir. Şeyh Edebali 120 yaşında Bilecik ilinde vefat etmiştir. Ölüm tarihi 1326’dır. Kendi dergahında gömülüdür.

Şeyh Edebali ‘ nin ölümünün ardından Bilecik ve Eskişehir illerinde kendi adına türbeler yapılmıştır. Ölümünün ardından 1 ay sonra kızı vefat etmiş. 4 ay sonra da damadı Osman Gazi vefat etmiştir.

Şeyh Edebâli, ilk Osmanlı kadısı ve müftüsüdür. Öğrencisi olan damadı Türk Bilgini olan Dursun Fakıh Edebali‘ den sonra Osmanlı devletinin 2. müftüsü ve kadısı olmuştur. Mevlid-i Şerif’in yazarı Süleyman Çelebi, Mahmut Paşa torunlarıdır.

Şeyh Edebali Türbesi

Şeyh Edebali Türbesi Bilecik‘ te yer almaktadır. Bilecik‘ in en önemli yerlerinden birisidir. Şeyh Edebali tarafından bırakılmış en değerli mirastır. Türbe, Orhan Gazi Camiinin üst tarafındadır. Tepede ki kayalık üzerinde yer almaktadır. Tam inşa edildiği tarih belli olmamakla birlikte Osman Gazi zamanında inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Osman Gazi‘ nin kendisinden önce vefat eden kayınpederi olan Şeyh Edebali‘ yi ve ardından 1 ay sonra vefat eden eşi Mal Hatun’u buraya defnetmiştir. Osman Gazi, eşinin ve kayınpedrinin bulunduğu kabirlerinin üzerine türbe ve zaviye yaptırmıştır.

Zaman içinde ekler yapılarak genişletilen ve onarılan Şeyh Edebali Türbesi, 307 (1889-90) yılında II. Abdülhamid tarafından da onarımı yaptırılmıştır.

Şeyh Edebali Türbesi, kuzeye yönelik üstü örtülü olan, ön tarafı ahşap ve üstü örtülü bir sofa biçiminde ki hayatın arkasında Doğu-Batı doğrultusunda yer alır. Mal Hatun Türbesi hayatın Doğu kısmında yer almaktadır. Ayrıca mescid-tevhidhâne ve şeyh dairesi de bulunmaktadır.

Şeyh Edebali Türbesi, kıble doğrultusunda gelişen, dikdörtgen olarak inşa edilmiştir. Türbenin Doğu duvarı kısmında hayata açılan bir kapı bulunmaktadır. Güney tarafında ise bir pencere bulunmaktadır. Şeyh Edebali Türbesi‘ nin üzerinde ise beşik tonozlu eyvan iki kemerin arasında yer alan, hafif beyzî ve basık bir kubbe ile örtülmüştür.

Şeyh Edebali Türbesinin Adresi:
İstiklal Mahallesi, A. Refik Öztürk Cd. No:87, 11000 Bilecik Merkez/Bilecik

Şeyh Edebali’ nin Osman Gazi’ ye Nasihatı

Osman Gazi‘ nin, Osmanoğullarını kurarak ve adını Osmanlı Devleti olarak verdiği devletin başına geçtikten sonra, Şeyh Edebali’ nin Osman Gazi’ ye nasihatini olduğu gibi aktarıyoruz. Günümüzde de geçerliğini koruyan ve önemli mevkiye geçen her yöneticinin okuması, bilmesi ve uygulaması gereken çok güzel bir nasihattır.

Osman Gazi

“Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana.  Suçlamak bize, katlanmak sana. Âcizlik bize, hoş görmek sana. Çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adâlet sana.  Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. Bölmek bize, bütünlemek sana…

Ey Oğul! … Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize va’dedilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.

Oğul!… Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin..

Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir.

Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır.

Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir…

Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözüpek) derler.

En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. (Bu nasihat Osmanlı’yı 600 sene yaşatmıştır.)

İnsan bir kere oturdu mu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.

Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır.

Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı… Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli.

Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..

Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.

Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın…” diyerek ona bu güzel nasihatları vermiştir.

Şeyh Edebali Sözleri

  • Faydalı ile faydasızı ayırt edebilenler, bilgi sahibi olanlardır.
  • Namertle dost olma: mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.
  • Kibirliyle dost olma: hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.
  • Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.
  • Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.
  • Gördün söyleme, bildin bilme.
  • Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır.
  • Görgüsüzle dost olma: yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.
  • Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
  • Cahil ile dost olma: ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.
  • Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.
  • Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
  • Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
  • Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin.
  • Yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
  • Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir.
  • Güceniklik bize; gönül almak sana.
  • Usul bil, adap bil, sınır bil.
  • Suçlamak bize; katlanmak sana.
  • İlim bil, irfan bil, söz bil.
  • Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
  • Açgözlü ile dost olma: ikram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün.
  • Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez.
  • Kişinin gücü günün birinde tükenir ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı kapalı gözlerden bile içeri sızar aydınlığa kavuşturur.

BİLECİK İLİ İLE İLGİLİ DİĞER HABERLERİMİZ

Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için çerezleri kullanmaktayız. Kabul ediyorum. Çerez Politikamız